Skip to content

künefe

Ocak 11, 2010

Son zamanlarda fazlasıyla aksattığım tariflere güzel bir dönüş yapmak için son derece lezzetli bu tatlıyı seçtim. İyi ki de seçmişim çünkü lezzeti gerçek süper oldu.  Tarif basit ama söylemeliyim ki ağır ateşte olduğu için pişme süresi biraz uzun. Acele etmeyip sabırla pişirirseniz lezzeti yakalamamanız mümkün değil.  Sitemizi aksattığım bu günlerde sabırla ve hiç şikâyet etmeden sürekli güncelleme yapan canım arkadaşım ve sitenin en büyük kurucusu, yüce insan Yıldız’a buradan teşekkürlerimi borç bilirim.   Afiyet şeker olsun..

  • 200 gr çiğ kadayıf
  • 125 gr mozzarella peyniri
  • 1,5 çorba kaşığı tereyağı

 Şerbeti için

  • 1,5 su brd su
  • 1 su brd şeker
  • Birkaç damla limon suyu

-şerbeti kaynatıp soğumaya alıyoruz. 

-kadayıfı büyükçe bir tepsiye alıp parçalıyoruz.

-tereyağını eritip kadayıfın üzerine gezdiriyoruz.

-tereyağı ile kadayıfı iyice karıştırıp, yediriyoruz.

-tavaya (ki ben teflon tavada yaptım) kadayıfın yarısını alıp yayıyoruz.

-mozzarella peynirini dilimleyip tavadaki kadayıfın üzerine fazla kenarla gelmeyecek şekilde diziyoruz.

-üzerine kalan kadayıfı da yayıp iyice bastırıyoruz.

-tavanın içine geçen bir tepsi kullanıp pişme süresinde kadayıfın iyice basılmasını sağlayabiliriz.

-ocağı kısık ateşe alıp güzelce kızarana kadar pişiriyoruz.

-bir tarafı pişen kadayıfı çevirip aynı şekilde diğer tarafını da pişiriyoruz.

-güzelce pişen künefemize soğuk şerbeti döküyoruz.

-sıcakken tüketiyoruz.

Reklamlar
5 Yorum leave one →
  1. guvenlimutfak permalink*
    Ocak 12, 2010 7:10 am

    künefe’ yi çok severim. bu leziz tarifi paylaştığın için çok teşekkürler. Ayrıca güzel sözlerin için de. Ama şu var ki, siteyi her ikimizde ihmal edebiliyoruz. Ne kadar şanslıyız ki; sıralı oluyor bu 🙂

    Sevgiler
    YILDIZ

  2. simge permalink
    Ocak 12, 2010 10:01 am

    künefe harika görünüyor.ellerine sağlık baharcım

  3. Ocak 12, 2010 11:25 am

    Yalnızca tarif ile sınırlı kalmayıp, blogun takipçilerine tadımlık numuneler de gönderseniz ne süper olurdu. ben 1. sıraya adımı yazmak istiyorum 🙂

  4. guvenlimutfak permalink*
    Ocak 12, 2010 2:07 pm

    Merhaba,
    Aslında çok güzel bir fikir; insanda duyar duymaz istek uyandıran fikirlerden. Bunu etraflıca düşünüp, birşeyler yapabilmeli. Tabi ilk sıra artık rezerve…

    Teşekkürler

    YILDIZ

  5. aysel permalink
    Ocak 29, 2010 8:44 am

    Bu lezzetli künefeyi görünce soguk kış günlerinde okudugum hiyayeler geldi..
    bir tanesi:
    Bir zamanlar gökyüzünde birbirlerini gerçekten çok seven bir bulutla yıldız vardı. Bulut gökyüzünün en şeker, en pembe bulutu yıldızsa; en parlak, umudu en çok yansıtan yıldızıydı…

    Gökyüzündeki her varlık onların sevgisini kıskanırdı. Tatlı bir kıskançlıktı onlarınkisi… Ama biri vardı ki; bulut ve yıldızın ayrılmalarını yürekten istiyordu… Hem de yıldızın en yakın arkadaşı olmasına rağmen…

    Bulut biraz saftı, kimseyi kıramazdı… Yıldızsa bulutu için elinden gelen her şeyi yapabilir, herkese meydan okuyabilirdi… Zaten onun için bir bulutu bir de çok sevdiği dostu peri vardı… Bir derdi olduğunda gider periye anlatırdı… Nereden bilebilirdi ki, perinin bir gün bunların hepsini yıldızla bulutun ayrılmalari için kullanacağını?

    Bir gün nazar değdi bulutla yıldıza… Hiç yoktan bir sebepten tartıştılar.
    Bulut, çekti gitti, hatalı olmasına rağmen. Yıldızsa “Nasılsa bulutum beni seviyor, dönecektir.” diye düşündü… Fakat hiç bir şey beklendiği gibi gitmedi… Bulut dönmedi. Kim bilir, belki de cesaret edemedi dönmeye.
    Tek bir gerçek vardı ki: O da; ikisinin de çok üzgün olduklarıydı…

    Gökyüzündeki iyilik melekleri bile ağladılar onların durumlarına ama ne fayda…

    Ertesi gün yıldız olanları en yakın dostu periye anlattı… Periyse göstermelik bir hüzne büründü… Eline büyük bir fırsat geçmişti. Artık hayatı boyunca kıskandığı kişiye karşı kozları vardı elinde. O kişi, en yakın dostu yıldız olmasına rağmen kullanacaktı kozlarını… Hem de büyük bir zevkle…

    Bulutun yanına gitti ve yıldızın artık onu sevmediğini söyledi. Bulutsa üzüldü, boynunu büktü ama elinden hiç bir şey gelmeyeceğini düşündü…
    Çünkü yıldız inatçıydı.. Bir kere olmaz dediyse, bir daha olur demezdi.
    Peri de bulutun bu üzgün durumundan yararlanıp ona olan sevgisini itiraf etti… Bulut da kimseyi kıramadığı için perinin, yıldızının yerine geçmesine izin verdi…

    Yıldız, günlerce bulutunun dönmesini, ondan af dilemesini bekledi… Ama bulut gelmedi. Bir gün yıldız, bulutun yanına gidip, konuşmaya karar verdi. Gece yola çıktı.

    Bulut, dostu sandığı periyle birlikte ayda eleleydi… Melekler dayanamayıp, tüm olan biteni anlattılar yıldıza… Çok üzüldü ve çaresiz, döndü arkasını gitti… Yavaş yavaş sönmeye başladı…

    O günden sonra yıldız söndü, ışık veremez oldu..
    Bulutsa artık ne o kadar pembe, ne de o kadar kadifeydi.

    Yıldız, ilk zamanlar her şeyden vazgeçti, hayata küstü…
    Ama kolay pes etmezdi. Kısa bir süre sonra hayatıyla ilgili o önemli kararı verdi.

    O güne kadar hiç görmediği güneşin yanına gidecekti ve biraz daha ışık isteyecekti ondan. Çok geçmeden daha önce hiç görmediği güneşin yanına gitti… Ondan yansıtması için biraz daha ışık istedi… Güneş ışık yerine sevgisini verdi yıldıza…

    O gün bu gündür yıldız, dünyaya güneşin sevgisini yansıtır….
    Bulutsa; hep gözyaşlarını akıtır dünyaya…
    Bir de yüreğinde kopan fırtınaları…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: