ihanetin bedeli
“Neresinden başlayayım, usta?” dedim. Gülümsedi. Yüzünün yeni derinleşmeye başlamış kırışıklıkları, yüzündeki o beyaz aydınlığı buruşturuyordu. “Doğru ya unutmuşum,” dedi. “İlk bu soruyla başlanır, işe neresinden başlayayım?” Kendini ve bütün çıraklarını anımsamış gibiydi. “Neresinden başlarsan başla, yeter ki ardını getirebil,” dedi. “Ya da ardını getirebilecek biçimde başla.” İlk gün karakalem birkaç Şahmeran çizdim kâğıda. Ustama gösterdim. Ustam baktı, gülümsedi. “Bunların hiçbiri ötekine benzemiyor,” dedi. Bu kez yeniden birkaç tane daha çizdim, gösterdim. “Bu kez de hepsi birbirine benziyor,” dedi. Ne istediğini anlamamıştım ustamın, onu nasıl memnun edeceğimi bilemiyor, bunun yollarını düşünüyordum. Kaşlarım çatılmış olmalı ki: “Asma yüzünü,” dedi. “Doğru yoldasın. Bir insan hep aynı şeyi çizer aslında, ama hiçbiri ötekine benzemez. Benzememelidir. Oraya varmak içinse çok yolun var senin, daha çok gençsin, bu yolu sabırla geçmen gerek, yılmadan, usanmadan, bıkmadan, her güçlüğe göğüs gererek, kendine ve işine ihanet etmeden. Bir Şahmerancı, en çok bunu öğrenmelidir: İhanet etmemeyi… En çok buna ihtiyacımız vardır bizim.” Bir tane kocaman bir Şahmeran çizdim. Büyük olursa hepsini kapsar mı sandım ne?
Murathan Mungan – Şahmeran’ ın Bacakları